KELİME ANLAMLARI
Arapça Okunuş Türkçe Okunuş Kelime Meali Kökü
يَعْتَذِرُونَ yeǎ’teƶirūne özür dilerler ع ذ ر
إِلَيْكُمْ ileykum sizden  
إِذَا iƶā zaman  
رَجَعْتُمْ raceǎ’tum geri dönüp geldiğiniz ر ج ع
إِلَيْهِمْ ileyhim onların yanına  
قُلْ ḳul de ki ق و ل
لَا hiç  
تَعْتَذِرُوا teǎ’teƶirū özür dilemeyin ع ذ ر
لَنْ len asla  
نُؤْمِنَ numine inanmayız ا م ن
لَكُمْ lekum size  
قَدْ ḳad muhakkak  
نَبَّأَنَا nebbeenā bize bildirdi ن ب ا
اللَّهُ llahu Allah  
مِنْ min  
أَخْبَارِكُمْ eḣbārikum sizin haberlerinizi خ ب ر
وَسَيَرَى ve seyerā ve görecektir ر ا ي
اللَّهُ llahu Allah  
عَمَلَكُمْ ǎmelekum yaptığınızı ع م ل
وَرَسُولُهُ ve rasūluhu ve Elçisi de ر س ل
ثُمَّ ṧumme sonra  
تُرَدُّونَ turaddūne döndürüleceksiniz ر د د
إِلَىٰ ilā  
عَالِمِ ǎālimi bilene ع ل م
الْغَيْبِ l-ğaybi görülmeyeni غ ي ب
وَالشَّهَادَةِ ve şşehādeti ve görüleni ش ه د
فَيُنَبِّئُكُمْ feyunebbiukum O size haber verecek ن ب ا
بِمَا bimā ne  
كُنْتُمْ kuntum varsa ك و ن
تَعْمَلُونَ teǎ’melūne yaptıklarınız ع م ل
TÜRKÇE OKUNUŞ
94. ya`teẕirûne ileyküm iẕâ raca`tüm ileyhim. ḳul lâ ta`teẕirû len nü'mine leküm ḳad nebbeene-llâhü min aḫbâriküm. veseyere-llâhü `ameleküm verasûlühû ŝümme türaddûne ilâ `âlimi-lgaybi veşşehâdeti feyünebbiüküm bimâ küntüm ta`melûn.
DİYANET VAKFI
94. (Seferden) onlara döndüğünüz zaman size özür beyan edecekler. De ki: (Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız; çünkü Allah, haberlerinizi bize bildirmiştir. (Bundan sonraki) amelinizi Allah da görecektir, Resulü de. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilene döndürüleceksiniz de yapmakta olduklarınızı size haber verecektir.
DİYANET İŞLERİ
94. Savaştan döndüğünüzde size özür beyan ederler. Onlara de ki: "özür beyan etmeyin, size inanmayacağız, Allah haberlerinizi bize bildirmiştir. Allah da, Peygamberi de işleyeceklerinizi görecektir. Sonunda, görülmeyeni ve görüneni bilen Allah'a geri çevrileceksiniz. O, işlediklerinizi size haber verecektir."
ELMALILI HAMDI YAZIR
94. Savaştan dönüp yanlarına geldiğinizde size özür beyan edecekler. De ki: "Özür beyan etmeyin. Size kesinlikle inanmayız. Allah bize, sizin durumunuzdan haberler verdi". Bundan sonra da Allah ve Resulü yaptıklarınızı görecektir. Daha sonra da gizliyi ve âşikârı bilen Allah'a döndürüleceksiniz. O vakit O, size neler yapmış olduğunuzu tek tek haber verecektir.
ABDULBAKİ GÖLPINARLI
94. Seferden dönüp de onlarla buluştuğunuz zaman size özürler getirecek onlar; de ki: Özür dilemeyin, kesin olarak size inanmıyoruz; Allah, sizin ahvalinizi haber vermiştir bize ve bundan sonraki hareketlerinizi de Allah ve Peygamberi görecek, sonra da gizliyi ve açığı bilen Tanrının tapısına döneceksiniz de o, bütün yaptıklarınızı size bildirecek.
ALİ BULAÇ
94. Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: "Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilene döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir."
SÜLEYMAN ATEŞ
94. (Seferden) geri dönüp onların yanına geldiğiniz zaman sizden özür dilerler. De ki: "Hiç özür dilemeyin, size inanmayız! Allah bize sizin haberlerinizden (bize karşı çevirdiğiniz entrikalardan) bazılarını bildirdi. Yaptığınızı Allah da görecek, Elçiside. Sonra görülmeyeni ve görüleni bilenin huzuruna döndürüleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecek."
GÜLTEKİN ONAN
94. Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: "Özür belirtmeyin, size kesin olarak inanmıyoruz / güvenmiyoruz (la nümine). Tanrı bize durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Tanrı görecektir, O'nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahade edilebileni de bilene döndürüleceksiniz ve O yaptıklarınızı size haber verecektir."
SUAT YILDIRIM
94. Savaş dönüşü kendileriyle karşılaşınca, katılmamaları hakkında mazeretler, bahaneler ileri sürerler.De ki: “Boşuna özür dilemeyin, zira size inanmayacağız.Çünkü sizin aleyhimizde çevirdiğiniz hilelerden bir kısmını Allah bize bildirdi.Bundan böyle de, yapacağınız her şeyi Allah da, Resulü de görüp değerlendirecek, daha sonra da, gizli olsun açık olsun, her şeyi bilen Allah'ın huzuruna götürüleceksiniz.O da bütün yaptıklarınızı bir bir önünüze koyacaktır.”