KELİME ANLAMLARI
Arapça Okunuş Türkçe Okunuş Kelime Meali Kökü
وَمَا ve mā ve  
خَلَقْنَا ḣaleḳnā biz yaratmadık خ ل ق
السَّمَاوَاتِ s-semāvāti gökleri س م و
وَالْأَرْضَ vel’erDe ve yeri ا ر ض
وَمَا ve mā ve ne de  
بَيْنَهُمَا beynehumā bunlar arasındakileri ب ي ن
إِلَّا illā ancak yarattık  
بِالْحَقِّ bil-Haḳḳi hak ile ح ق ق
وَإِنَّ ve inne ve mutlaka  
السَّاعَةَ s-sāǎte o sa’at س و ع
لَاتِيَةٌ lātiyetun gelecektir ا ت ي
فَاصْفَحِ feSfeHi şimdi sen hareket et ص ف ح
الصَّفْحَ S-SafHa bir hoşgörü ile ص ف ح
الْجَمِيلَ l-cemīle güzel ج م ل
TÜRKÇE OKUNUŞ
85. vemâ ḫalaḳne-ssemâvâti vel'arḍa vemâ beynehümâ illâ bilḥaḳḳi. veinne-ssâ`ate leâtiyetün faṣfeḥi-ṣṣafḥa-lcemîl.
DİYANET VAKFI
85. Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri ancak hak ile yarattık. O saat (kıyamet), mutlaka gelecektir. Şimdilik onlara güzel muamele et.
DİYANET İŞLERİ
85. Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran.
ELMALILI HAMDI YAZIR
85. Biz gökleri, yeri ve aralarındaki varlıkları ancak hak ve hikmetle yarattık ve elbette ki, kıyamet kopacaktır. (Ey Peygamber!) Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et.
ABDULBAKİ GÖLPINARLI
85. Ve biz, gökleri ve yeryüzünü abes olarak halketmedik ve kıyamet, mutlaka gelecektir, aldırış bile etme, bir hoşça vaz geç onlardan şimdilik.
ALİ BULAÇ
85. Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.
SÜLEYMAN ATEŞ
85. Biz gökleri yeri ve bunlar arasında bulunanları hak ile yarattık; (gerçeğin ortaya çıkacağı) o sa'at, mutlaka gelecektir! Şimdi sen güzel bir hoşgörü ile hareket et.
GÜLTEKİN ONAN
85. Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakilerini hakkın dışında (herhangi bir amaçla) yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak gelmektedir; öyleyse (onlara karşı) güzel davranışlarla davran.
SUAT YILDIRIM
85. Öyle ya, Biz gökleri, yeri ve bu ikisinin aralarında bulunan varlıkları elbette boşuna değil, gerçek bir gaye ve hikmetle yarattık.Hiç şüphe yok ki o kıyamet saati gelip çatacaktır. Öyleyse müsamaha ile tatlılıkla davran onlara. (23,115-116; 38,27; 53,31; 43,89)