KELİME ANLAMLARI
Arapça Okunuş Türkçe Okunuş Kelime Meali Kökü
يَعْلَمُ yeǎ’lemu bilir ع ل م
مَا olanı  
بَيْنَ beyne arasında önlerinde ب ي ن
أَيْدِيهِمْ eydīhim ellerinin önlerinde ي د ي
وَمَا ve mā ve olanı  
خَلْفَهُمْ ḣalfehum arkalarında خ ل ف
وَلَا ve lā ve  
يَشْفَعُونَ yeşfeǔne şefa’at edemezler ش ف ع
إِلَّا illā başkasına  
لِمَنِ limeni olduklarından  
ارْتَضَىٰ rteDā razı ر ض و
وَهُمْ ve hum ve onlar  
مِنْ min -ndan  
خَشْيَتِهِ ḣaşyetihi O’nun korkusu- خ ش ي
مُشْفِقُونَ muşfiḳūne titrerler ش ف ق
TÜRKÇE OKUNUŞ
28. ya`lemü mâ beyne eydîhim vemâ ḫalfehüm velâ yeşfe`ûne illâ limeni-rteḍâ vehüm min ḫaşyetihî müşfiḳûn.
DİYANET VAKFI
28. Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!
DİYANET İŞLERİ
28. Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler.
ELMALILI HAMDI YAZIR
28. Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hoşnud olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler.
ABDULBAKİ GÖLPINARLI
28. O bilir, onların önlerinde ve artlarında ne varsa ve Tanrı rızasına mazhar olandan başkasına şefaat de edemezler ve onlar, onun korkusundan ürkerler.
ALİ BULAÇ
28. O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir; onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O'nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
SÜLEYMAN ATEŞ
28. (Allah) Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. (Allah'ın) razı olduğundan başkasına şefa'at edemezler ve onlar, O'nun korkusundan titrerler.
GÜLTEKİN ONAN
28. O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir onlar şefaat etmezler (kendisinden) hoşnut olunandan başka. Ve onlar, O'nun haşmetinden içleri titremekte olanlardır.
SUAT YILDIRIM
28. O onların yaptıklarını da yapacaklarını da, açıkladıklarını da gizlediklerini de bilir. Onlar, sadece O'nun razı olduğu kimse hakkında şefaat ederler. O’na duydukları tazimden ötürü çekinir, titrerler. (2,255; 34,23)