KELİME ANLAMLARI
Arapça Okunuş Türkçe Okunuş Kelime Meali Kökü
حَتَّىٰ Hattā hatta  
إِذَا iƶā ne zaman ki  
اسْتَيْأَسَ steyese umutlarını kestiler ي ا س
الرُّسُلُ r-rusulu elçiler ر س ل
وَظَنُّوا ve Zennū ve sandılar ظ ن ن
أَنَّهُمْ ennehum kendilerinin  
قَدْ ḳad gerçekten  
كُذِبُوا kuƶibū yalanlandıklarını ك ذ ب
جَاءَهُمْ cāehum onlara geldi ج ي ا
نَصْرُنَا neSrunā yardımımız ن ص ر
فَنُجِّيَ fe nucciye ve kurtarıldı ن ج و
مَنْ men kimseler  
نَشَاءُ neşāu dilediğimiz ش ي ا
وَلَا ve lā asla  
يُرَدُّ yuraddu geri çevrilmez ر د د
بَأْسُنَا be’sunā azabımız ب ا س
عَنِ ǎni -ndan  
الْقَوْمِ l-ḳavmi topluluğu- ق و م
الْمُجْرِمِينَ l-mucrimīne suçlular ج ر م
TÜRKÇE OKUNUŞ
110. ḥattâ iẕe-stey'ese-rrusülü veżannû ennehüm ḳad küẕibû câehüm naṣrunâ fenücciye men neşâ'. velâ yüraddü be'sünâ `ani-lḳavmi-lmücrimîn.
DİYANET VAKFI
110. Nihayet peygamberler ümitlerini yitirip de kendilerinin yalana çıkarıldıklarını sandıkları sırada onlara yardımımız gelir ve dilediğimiz kimse kurtuluşa erdirilir. (Fakat) suçlular topluluğundan azabımız asla geri çevrilmez.
DİYANET İŞLERİ
110. Öyle ki, peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri çevrilemeyecektir.
ELMALILI HAMDI YAZIR
110. Nihayet peygamberleri (onların iman etmelerinden) ümit kesecek hale gelince ve kendilerinin yalancı durumuna düştüklerini sanınca, onlara yardımımız geldi, yetişti; dilediklerimiz kurtarıldı. Suçlular topluluğundan bizim azabımız geri çevrilemez.
ABDULBAKİ GÖLPINARLI
110. Sonucu peygamberler, tamamıyla ümitlerini kesip tamamıyla inkar edileceklerini sandıkları zaman yardımımız gelmiştir de dilediğimizi kurtarmışızdır. Fakat azabımız, suçlu topluluktan hiçbir suretle geriye çevrilemez.
ALİ BULAÇ
110. Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; Biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu-günahkarlar topluluğundan zorlu azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.
SÜLEYMAN ATEŞ
110. (Bir süre serbest bırakılmalarına aldanmasınlar. Kendilerinden önce gelenlere de öyle fırsat verilmişti. Fakat) Ne zaman ki, elçiler umutlarını kestiler ve kendilerinin yalana çıkarıldıklarını (kafirlere karşı kendilerine yapılacağı va'dedilen yardımın yapılmayacağını) sandılar, işte o zaman onlara yardımımız geldi ve dilediğimiz kimseler kurtarıldı. Azabımız suçlular topluluğundan asla geri çevrilmez.
GÜLTEKİN ONAN
110. Öyle ki elçiler, umutlarını kesip de, artık onların gerçekten yalanladıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir; biz kimi dilersek o kurtulmuştur. Suçlu-günahkarlar topluluğundan azabımız kesin olarak geri çevrilmeyecektir.
SUAT YILDIRIM
110. O müşrikler kendilerine mühlet verilmesine aldanmasınlar. Daha öncekilere de böyle fırsat verilmişti. Ne zaman ki peygamberler, toplumlarının imana gelmelerinden ümitlerini kesecek raddeye gelir ve toplumları da peygamberlerinin kendilerini aldattığı zannına kapılırlar, işte o zaman onlara yardımımız ulaşır, inkârcılar helâk olur, dilediğimiz kimseler kurtulur. Çünkü (uzun vâdede) cezamız, suçlu toplumlardan hiçbir surette geri çevrilmez.